Diş dişe göz göze gırtlak gırtlağa bir savaşta
Hasmımın boğazına sardığım parmaklarımla
Zafer naraları atıyorum balgam ve salya karışımıyla
Terler boşalıyor sırtımdan ve yere damlamadan buharlaşıyor
Yerdeki ıslaklık ise kırılan çenelerden ve burunlardan dökülen kanların birikintisi
Çekiyor mikroplu sivri niyetli sinekleri
Hemen ilerde kundaklı bir bebek ve bir nazar boncuğuna iliştirilmiş itidal çağrısı
Sevecen gözlerle bakıyor anlam veremediği kıyıma
Üst üste yıkılırken bedenler
Altında kalan, barış çağrısı yapan bir avuç göçebe
Koşuyorum hiç durmadan bakmıyorum yığına altında kalana
Çekip yanıma art niyetleri, bir eser çıkarıyorum ortaya
Adına nefret diyorum mono tik, poli tik diyorum
En bilinen art klişelerini kullanarak ama utanmadan unutmadan sinsice
Otlakta yayılmış sürüyü ürkütmeden sergiliyorum tiklerimi
Rahat çalışıyorum yine de, karınları doydukça seslenmezler nasılsa
Ve bir gece öldürünce çobanı
Çıkıp çayırın hakim yerine haykırıyorum tebama
Çobanınız öldü yaşasın yeni çoban.
|